Sunday, 24 September 2017
ben zayıfken SEN gücümsün!
Merhaba.
Rüzgarı şırıltılı, ağaçlarında kuşları cıvıltılı bir Dublin gecesinde, bambaşka bir odada, yüreğimdeki şakırtıları yazıyorum size.
Hayatınızda hiç "iman adımı" diye bir terim duydunuz mu?
Ben size adımından ziyade atlayışının nasıl yapıldığından bahsedeceğim.
Öncelikle; iman kelimesini Türk Dil Kurumu "güçlü inanç" olarak açıklamış. Demek ki bu adımı veya atlayışı yapmak için öncelikle çok güçlü bir şekilde bir şeye veya şeylere inanmak gerekiyor.
Bazen kişisel gelişimciler, "iman/güven düşüşü" adında bir test ile kişinin başka bir bireye karşı güven sahibi olup olmadığına bakar. Bunun için iki kişi ayakta durmalıdır, birisi diğerine doğru kendisini serbest bırakır ve diğer birey de düşen kişiyi tutar. Çoğu zaman insanlar kendi bedenlerini, öyle kolayca, öylesine birisine güvenerek bırakamazlar ve bu testi yapmak istemezler. Benim size bahsetmek istediğim olgu, bir insana karşı güvenden çok daha büyük bir şey.
Evet, rollercoasterlar kendi kendilerine gidiyor diye ve kontrolsüz olduklarını düşündüğüm için binemeyen; o güven veya iman düşüşünü asla yapamayan; kontrolü elinde tutmadığında hemen savunmaya geçip kabuğuna çekilen ben, iman atlayışı yapıp ipleri Rab'bin eline verdim.
Hayatımda hiç bir zaman yapabileceğimi düşünmediğim bir şeyi yaptım ve üstelik bu "beni tut" diyerek kendimi bir anda onun ellerine bırakmakla aynı şeydi.
Her gün kendime inanılmaz şaşırıyorum ve gerçekten çok korkuyorum. Sadece çekindiğim ve yanlış yapmaktan korktuğum için bütün gün aç kaldım, evet, gerçekten aç kaldım bugün. Resmen krakerler ve çikolata ile bütün günü geçirdim.
Çok korktum, farklı bir evdeyim dedim ya, ilk defa kullandığım bir otobüs yolundan geldim eve ve hava kararmıştı, soğumuştu, hiç bilmediğim yolları geçtim.
Ama asıl en büyük korkumu havaalanından indiğimde yaşadım. Tek başına, elimde toplam 75kg- 2 adet bavul, elimde gideceğim evin adresi ile "ben hangi yöne gideceğim" diye bir o yana bir bu yana koşturdum.
Sonunda ne olduğunu söyleyeyim size. Ben sadece "Rab" diyerek çıktığım bu yolda, yanımda ailem ve arkadaşlarım yokken, kısıtlı bir bütçe ile bir şeyler yapmaya çalışırken, diğer geçici odadan çıkmak zorundayken, oda ve ev bulamıyorken ve her denememde duvara tosluyorken, O bana sıcacık bir oda daha verdi. Ben de size o odadan yazıyorum.
Ben açken, O bana cesaret verdi. Resmen tuttu elimden, restauranta soktu bugün.
Ben kaybolmak üzereyken, O birilerini yardıma gönderdi bugün bu bilmediğim yerde.
Ben ağlarken, O sildi gözyaşlarımı tüm bu süreçte. Bana dedi ki "kızım, biliyorum."
Hayatınızda duyduğunuz en saçma, en anlamsız şeyi yaptım ben. Kurulu düzenimi yıktım, işimden çıktım, eşimi İstanbul'da bıraktım ve hayatımda hiç gelmediğim bir ülkeye yaşam kurmak için geldim... çünkü O "gel" dedi.
Evet, kardeşlerim, arkadaşlarım. İman atlayışı böyle bir şey. İnanın, çok acıtıyor. Perişan olduğunuz anlar oluyor ama siz zayıfken, gücünüz O oluyor. Zaten insanın başka neye ihtiyacı var ki hayatta?
Bu akşam, içinde bulunduğum ev için, sıcacık yatağım için, karnım tok uyuyacağım için şükrediyorum.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment