baĞzı günler geldi başımıza gerçeği çırılçıplak yüzümüze osmanlı tokadı misali şlak diye çarpan.
Tokat yedik; yekten.
Abzürt ve spontane gelişen olayların ortasında, adeta Ağustos ayında metrobüsün yoğunluğunda nefes almaya çalışan kan ter içindeki insanlar gibi hissediyorum kendimi; oksijensizliğe direnen ciğerler, klostrofobik bir ortam, ter kokularını ayırt edemeyen bir burun; çığlık çığlığa bağırmak istiyorum avazım çıktığı kadar : "MÜSAİT DEĞİLSE DE İNECEK VAR!"
Çok kalabalık sokaklarda insanların umarsızca yürüdüğüne şahit oluyorum. Allah biliyor nereye gidiyor bunca insan, ne işleri var, neler düşünüyorlar, kaçının beyni düz, kaçı benden aykırı düşünüyor... Tam da o anda bir bomba patlasa, ölüversek, adım hiç tanımadığım, çay içmediğim insanlarla anılacak. Listedeki bilmem kaçıncı faili belli ama meçhul olacağım.Minik minik ayaklarım o zamanlar yürümeyi öğrendiğinde annem çok mutlu olmuş, bol bol fotoğraf çekmiş, ordan oraya götürmüş yürütmüş, her bulduğu toprağa ayak basmamı istemiş. İlk anne deyişim, ilk aşkım, ilk sevgilim, ilk gerçek sıkıntım, ilk gerçek mutluluğum, ilk başarım, ilk okulum, ilk mezuniyetim, ilk işim, ilk maaşım; herşeyin ilkini yaşamışız birlikte. Hayallerim, korkularım, hatıralarım. Ardımdan ağlarsa anam ağlar, gerisi karabağlar zaten. Yemişim gerisini.
Annemi düşünsene, yanımda patlayan bomba yüzünden öldüğümde ve failim meçhule çıktığında. Kafayı yer insan!
Anne olmaya gerek var mı bunu hissedebilmek için? Bence yok. Kafayı yedirttiler..! sana, bana, anneme, annesine; yedi ceddimiz kafayı yedik.
Tokat da yedik yanında. Şlak diye yapıştırdılar suratımızın ortasına. Herşeye rağmen bu insanları savundu bir kesim, sosyal medyada, televizyon programında, gazetesinde, sohbet esnasında. Bizi manyaklıkla suçladılar. Hayır, başka türlü insan kendinden olanı öldüremez çünkü, manyak olması lazım gelir. Onlar da bize manyak dedi.
Cinayet nasıl işlenir acaba? Vicdanından nasıl kaçar kendine normal diyen birisi?
Psikolojik olarak tez konusu bir ülkeyiz. Biri bizi incelesin! ...
Trajikomik bir tiyatro sahnesi bu. Birisi bir yerden çıkıp "kamera şakası!" diyecek diye bekliyorum.
Abzürt komedi nedir bilir misin? Bombacının kim olduğunu bilip, eylem yapılana kadar tutuklayamamaktır. 10 gün önceden valilik izniyle yapılan yürüyüşte bugüne kadar ki en büyük terör saldırısı yapıldığında, güvenlik zaafiyeti olmadığını iddia etmektir. Aynı zamanda tüm bunlar olurken sessiz sessiz durup, boş beyinle oradan oraya sokakları doldurmaktır abzürt komedi. Neyseki kış geldi, metrobüs terletmez.


