Wednesday, 22 January 2014

İki damla gözyaşı.

İki damla gözyaşı süzüldü, gözlerimi kapattığımda. Biri yaşadıklarıma, biri yaşayamadıklarıma.
İki damla gözyaşı aktı gitti; sana, bana...
Okadar ağırdı ki yükleri... Kocamandılar. Yastığımı ıslattılar.
İki damla gözyaşı ağladı gözlerim; kalp kırıklarıma.
Gözyaşları tuzluydu. Açık yaralarımı acıttılar.
İki damla gözyaşı bahşetti göz pınarlarım. Biri beklediklerime, biri yaptıklarına.
İki damla gözyaşı; umursamayışlarına.
İki damla gözyaşı yetti ağlamama.
İki damla gözyaşı düştü umutlarıma.
İki damla gözyaşı yıkadı yanlış bildiğim doğruları.
İki damla gözyaşı boğuyor bendeki seni...
İki damla gözyaşı anlatıyor olanları.
İnsan sahip olmadıklarını kaybedemez.
Bittiğinde kaybedecek hiçbirşeyim yok.
Aynısı senin için geçerli değil ne yazık ki.
İki damla gözyaşım bile senin için değil; senin yüzünden.
Sen bende doldurulmayacak bir yere sahip olamadın.
Acıyı herkes verir. Mutluluğum olamadın.
Seni okadar çok istemiştim ki; layık olamadın.
Sen dikine gitmek uğruna, beni harcadın.
Seni okadar sevmiştim ki; değerini anlamadın.
Ben artık pes ediyorum. İstemiyorum seni de, tutmadığın ve tutmayacağın sözlerini de.
İki damla gözyaşı döktüm zaten, çok bile.

Wednesday, 15 January 2014

Aç kapıyı.

Yaralısın. Görüyorum. Kanatlarındaki tüyleri sıkı sıkı tutuyorsun, yaralarını örtsün diye. Acı sızmış tüylerden; görüyorum, yaralısın.
Kim bilir kimler acıttı, yaralanmak çok zor zanaat değil. Bu denli sığınman kanatlarının ardına bu yüzden mi?
Acıyor. Biliyorum. Gözlerindeki pus açıklıyor herşeyi. Kaldırabilirim paylaşırsan. Aç kapıyı.
Umut ayakta tutmuyor herkesi. İnanmak bir yere kadar. Ayakta duramıyorsan eğer, koluna girerim.
Acı herkesi kamçılamıyor. Dayanmak bir yere kadar. Ağlamak istersen eğer, gözyaşlarını silerim.
Sen git demezsen eğer, gitmeye niyetli değilim. Kapıyı yüzüme kapatmış olsanda ben beklerim.
Aç kapıyı.
Yaralıyım ben de çünkü. Kanatlarıma sıkı sıkı sarılmış, tüylerin sızdırdığı acının kokusunu duymamak için çiçekler ekiyorum dört bir yanıma.
Kimler kimler acıttı, yaralanmak zor zanaat değil. Bundandır sığınmam kanatlarımın ardına, bu denli.
Acıyor. Hem de çok. Gözlerimdeki pusu saklayamıyorum. Kaldıramıyorum zaman zaman, kendime ağır geliyorum. Aç kapıyı.
Umut ayakta tutuyor beni, inanıyorum, içeri davet edeceksin bir gün. Ayakta duramıyorum, koluma gir.
Acı kamçılamıyor artık beni. Dayanmak bir yere kadar. Ağlamak istesem, omzuna yaslanabilir miyim?
Sadece o cümleyi söyle bana, yine. "Yanıma gel" de.
Aç kapını.