Tuesday, 30 December 2014

Eldiven - atkı mevsimi

Birinin aşkı, sevgilisi, böceği, karısı, eşi, yoldaşı olabilir herhangi birisi.
Sen hiç hayatında, birinin üşüyen ellerine eldiven oldun mu?
Bir el emeği, göz nuru atkı hatırası bu ... Ev gibi kokan.
Hiç bu kadar mükemmel bir zamanlama olmamıştı, hiç ama.
Kaşından, saçından, elinden, yüreğinden, duruşundan, sesinden ... Evim.
Hiç özlenir mi bir buçuk dakika sonra?
Titreyerek gözünün ta içine baktın mı sen hiç?
Buz tutan ayaklarına rağmen, beş dakika daha diye yalvardın mı kimseye?
Sabaha kadar sırıtarak dört döndün mü yatağın içinde?
Hiç evinden ayrılmaktan korktun mu?
Olursa son .
Siyah gecede, sarı sokak lambası yanıyordu.
Islak bank üzerine serilmiş bir atkı hikayesi aslında bu.
Kar başladı sonra.
Siyah üzerine bembeyaz indi tane tane.
Sarı sokak lambaları değildi artık aydılatan geceyi ...
Her birine periler gizlenmiş, tutulan dilekleri gerçekleştirmek için tane tane omzumuza düştüler.
Rüzgar uğuldar kulaklarımızda ...
İki mutlu insan hikayesi bu aslında ..
Hiç bir atkı bu kadar güzel kokamaz.
Siyah gecenin beyaz perileri dileklerimizi gerçekleştirdi.
Ozaman bize renkli rüyalar.