Sunday, 29 December 2013

Ozaman, hadi size iygünler.

Ben en çok sessizlikte huzur bulurum. Derin bir sessizlik olmalı ama, kol saatimin tik-takı bile gürültü olmalı.

Sessizken çekilirim kabuğuma; benim sığınağım...

Taa uzaklara gönderdiğim hatıralar kapımı çalar ozaman.

Yapacak birşey yok, aç bir şişe...

Önce hüzün basar, sonra yalnızlık, derken kendime kızarım ve finalé; kendine acıma..!

Gidenleri düşünürüm tek tek. Simaları aklımda kazılı. İsimleri hayal meyal aklımda.

Kimilerini ben gönderdim, kimileri kendi kendine çekip gitti hayatımdan.

Hepsinin tek tek mendil salladım ardından...

Hayallerimde vardı bir çoğu. Yarım kalan çok şey var.

Kalbimin parçalarını yamalamaktan yoruldum...

Hepsi giderken birşeyler götürdü benden.

Hepsine ayrı ayrı göz yaşı dökmüşlüğüm var.

Kabuk bağlamamış yaram bile var...

Derbeder halde ruhum.

Kalbim hızlı hızlı çarpıyor, aklımdan "kötü kötü" şeyler geçtikçe.

O değil de... Gözlerim kıpkırmızı...

Şişe de bitti.

Ne diyordum ben?


Ha, evet. Kabuğuma çekildiğimde gerçek ben ile başbaşa kalıyoruz. O bana veryansın ediyor, ben susuyorum. Kafamın içinde bağırıp duruyor bana. "Senin yüzünden!" cümlesinden en nefret ettiğim zamanlardan birindeyiz ve bu cümle yankılanıyor kafamın içinde.

Yak bi' sigara.

Dumanı diaframa çekmek sakıncalı mıdır?

Neyse. Konu dağılmasın.

Kabuğuma çekilince, çekilmez bir insana dönüşüyorum.

Yalnızlığımla başbaşa kaldığımda çok savunmasız ve bir okadar da korkak birine dönüşüyorum.

Ruhum fazla yaralandı. Kalbim artık isyan ediyor.

Acınacak haldeyim.

Çok güzel.

Yak bi' sigara daha.

Ağlamak mı? Deli misin sen? Kendi halime kahkahalarla gülüyorum ben!

Bu kadar nasıl yerin dibine sokar insan kendini?

Bir "siktir" çekmediği kaldığı zamanlardan birindeydik. Kibarlıktan kırılacak artık, öyle böyle değil.
Son cümleye kadar, yine kalbimdeydi.

Ozaman size doyum olmaz gençler ve hep genç kalanlar.

Hadi eyvallah.

Wednesday, 18 December 2013

Lacivert

Lacivert bir mutluluk bu... Ellerini hissetmemiştim ki daha önce...
Öyle dokundu ki ellerin, kalbimin ta derinine...

Lacivert bir mutluluk bu... Sarılmamıştım ki sana daha önce...
Öyle güçlü tuttun ki, düşmekten korkmuyorum artık...

Lacivert bir mutluluk bu... Koklamamıştım tenini daha önce...
Öyle bir koku ki o... Tarifi imkansız... Benliğim savunmasız...

Lacivert bir mutluluk bu... Lacivert, çünkü gecenin en güzel rengi,
Lacivert, çünkü sana yakışan...
Öyle bir huzur ki varlığın, sesin, gözlerin...
Öyle bir güç ki hissettirdiğin...

Sen yanımdayken herşey yok oluyor...
Bütün sesler susuyor...
Sanırsın ki, dünya kıyamıyor bize...

Lacivert bir gecenin sessizliğinde, yıldızlarla dolu bir gökyüzü hayal et...
Kuşların şarkısı bitmiş ve herkes uykuda.
Sen, yüzünde bir tebessüm ile kumsaldasın, dalgalar bile kıyıya vurmuyor...
O huzur, o mutluluk, o sakin ve dingin lacivert gecedir seninle geçirdiğim her saniye.

Anlatabiliyor muyum?

Lacivert bir mutluluk bu ...

ve bu mutluluğun Lacivert'i sensin.