Wednesday, 2 July 2014

Ruh hastası.

"Yalnızlık bir ruh hastalığıdır" demiş ismi lazım değil birisi. Bildiğin tımarhaneliğim ben. Bağımlılık yapmış bir yalnızlık serüveni benim hayatım. Her gün, gece, sabah, dakika, ay, saniye yeni bir atraksiyon peşindeyim yalnızlığımla alakalı olarak. Birilerine mesaj atasım, birilerinden mesaj alasım geliyor... Arkadaş edinesim, arkadaşlarımla gezesim falan... Sonra diyorum ki kendi kendime "hiç dürtükleme. Sen iyisin böyle." 
Önce kendini tanıt-sevdir. Sonra karşındakini tanı. Derken şahsı muhteremi hayatının bir yerine koy. Sonra o şahıs siktir olup gitsin hayatından. Sen öküzle tren ilişkisi yaşa, O ayakları götüne vura vura kaçarken. Sonra yalnızlığına alışmaya çalış. Sonra hazır alışmışken sar başa... Ne gereği var? 
Birini çok sevince her hatasını görmezden gelirsin. Zıkkım kural budur. Sevdiğin kişi kusursuzdur çünkü. Başkasının yapacağı ve senin sinirden saçlarını yolacağın şeyleri yapar ve sen görmezden gelirsin. 
O düşer, senin canın acır, ağlarsın... içten. 
O ağlarsa, dünyayı, O'nu üzenin başına yıkasın gelir. Sinirinden herkese çatarsın. 
Sonra ufaktan ufaktan arazi olur hayatından. Sen yaptıklarınla kalırsın. Ama O senin için çok çok çok çok çok çok özeldi! Elinden geleni yapmıştın sen O'nun mutluluğu için! Su dök arkasından da belki çabuk işi düşer. 
Bi' şey söyliyeyim mi güzel kardeşim? Ben, ruh hastası olarak kalmaya karar verdim hayatta. Yalnız başına. Kimsenin gidişini izlemeden. Ben bıraktım herkesi zaten, giden gider, kalan kalır... Kalanlarda uzaktan izler artık. İçeri almak yok. 
"Çok sevmeyeceksin hayatta" demişler. Sen, birileri için kendinden vermeye başladığında onun adı "kölelik" olurmuş. Özgür bir ruh hastası olmayı, sağlıklı bir köle olmaya tercih ediyor ve herkese bu saatte sonra ebelerinin nikahına kadar yolları olduğu bilgisini veriyorum. 
Hiç bir cümleye "artık", "bundan sonra", "bu saatten sonra" diye başlamayı sevmem aslında. Hep tükürdüğümü yalarım çünkü o başlangıçtan sonra gelen umut dolu, egoist cümleler bütünü ardından. Da... Hissetmiyorum ulan artık. En son içli içli ağladığımda, son kurduğum hayaller yıkılmıştı. O günden bugüne hayal bile kurmuyorum artık. Beni bu hale getiren hepinize sonsuz teşekkürler. Tekrar hatırlatıyorum; ebenizinkine kadar yolunuz var. İsyanımı bile sinirlenmeden, sakin sakin, sıradanmışçasına yazıyorum. İçimi kuruttunuz. 
Ruh hastasıyım kardeşim ben.
Ruh hastası kalacağım.
Ruh hastası olmayı çok seviyorum. 
Ruh hastalığı kralmış.
Siz hepiniz - ben tek. 
Ne hakkım varsa, hakkımı helal etmiyorum.