Ben en çok sessizlikte huzur bulurum. Derin bir sessizlik olmalı ama, kol saatimin tik-takı bile gürültü olmalı.
Sessizken çekilirim kabuğuma; benim sığınağım...
Taa uzaklara gönderdiğim hatıralar kapımı çalar ozaman.
Yapacak birşey yok, aç bir şişe...
Önce hüzün basar, sonra yalnızlık, derken kendime kızarım ve finalé; kendine acıma..!
Gidenleri düşünürüm tek tek. Simaları aklımda kazılı. İsimleri hayal meyal aklımda.
Kimilerini ben gönderdim, kimileri kendi kendine çekip gitti hayatımdan.
Hepsinin tek tek mendil salladım ardından...
Hayallerimde vardı bir çoğu. Yarım kalan çok şey var.
Kalbimin parçalarını yamalamaktan yoruldum...
Hepsi giderken birşeyler götürdü benden.
Hepsine ayrı ayrı göz yaşı dökmüşlüğüm var.
Kabuk bağlamamış yaram bile var...
Derbeder halde ruhum.
Kalbim hızlı hızlı çarpıyor, aklımdan "kötü kötü" şeyler geçtikçe.
O değil de... Gözlerim kıpkırmızı...
Şişe de bitti.
Ne diyordum ben?
Ha, evet. Kabuğuma çekildiğimde gerçek ben ile başbaşa kalıyoruz. O bana veryansın ediyor, ben susuyorum. Kafamın içinde bağırıp duruyor bana. "Senin yüzünden!" cümlesinden en nefret ettiğim zamanlardan birindeyiz ve bu cümle yankılanıyor kafamın içinde.
Yak bi' sigara.
Dumanı diaframa çekmek sakıncalı mıdır?
Neyse. Konu dağılmasın.
Kabuğuma çekilince, çekilmez bir insana dönüşüyorum.
Yalnızlığımla başbaşa kaldığımda çok savunmasız ve bir okadar da korkak birine dönüşüyorum.
Ruhum fazla yaralandı. Kalbim artık isyan ediyor.
Acınacak haldeyim.
Çok güzel.
Yak bi' sigara daha.
Ağlamak mı? Deli misin sen? Kendi halime kahkahalarla gülüyorum ben!
Bu kadar nasıl yerin dibine sokar insan kendini?
Bir "siktir" çekmediği kaldığı zamanlardan birindeydik. Kibarlıktan kırılacak artık, öyle böyle değil.
Son cümleye kadar, yine kalbimdeydi.
Ozaman size doyum olmaz gençler ve hep genç kalanlar.
Hadi eyvallah.
Sunday, 29 December 2013
Wednesday, 18 December 2013
Lacivert
Lacivert bir mutluluk bu... Ellerini hissetmemiştim ki daha önce...
Öyle dokundu ki ellerin, kalbimin ta derinine...
Lacivert bir mutluluk bu... Sarılmamıştım ki sana daha önce...
Öyle güçlü tuttun ki, düşmekten korkmuyorum artık...
Lacivert bir mutluluk bu... Koklamamıştım tenini daha önce...
Öyle bir koku ki o... Tarifi imkansız... Benliğim savunmasız...
Lacivert bir mutluluk bu... Lacivert, çünkü gecenin en güzel rengi,
Lacivert, çünkü sana yakışan...
Öyle bir huzur ki varlığın, sesin, gözlerin...
Öyle bir güç ki hissettirdiğin...
Sen yanımdayken herşey yok oluyor...
Bütün sesler susuyor...
Sanırsın ki, dünya kıyamıyor bize...
Lacivert bir gecenin sessizliğinde, yıldızlarla dolu bir gökyüzü hayal et...
Kuşların şarkısı bitmiş ve herkes uykuda.
Sen, yüzünde bir tebessüm ile kumsaldasın, dalgalar bile kıyıya vurmuyor...
O huzur, o mutluluk, o sakin ve dingin lacivert gecedir seninle geçirdiğim her saniye.
Anlatabiliyor muyum?
Lacivert bir mutluluk bu ...
ve bu mutluluğun Lacivert'i sensin.
Öyle dokundu ki ellerin, kalbimin ta derinine...
Lacivert bir mutluluk bu... Sarılmamıştım ki sana daha önce...
Öyle güçlü tuttun ki, düşmekten korkmuyorum artık...
Lacivert bir mutluluk bu... Koklamamıştım tenini daha önce...
Öyle bir koku ki o... Tarifi imkansız... Benliğim savunmasız...
Lacivert bir mutluluk bu... Lacivert, çünkü gecenin en güzel rengi,
Lacivert, çünkü sana yakışan...
Öyle bir huzur ki varlığın, sesin, gözlerin...
Öyle bir güç ki hissettirdiğin...
Sen yanımdayken herşey yok oluyor...
Bütün sesler susuyor...
Sanırsın ki, dünya kıyamıyor bize...
Lacivert bir gecenin sessizliğinde, yıldızlarla dolu bir gökyüzü hayal et...
Kuşların şarkısı bitmiş ve herkes uykuda.
Sen, yüzünde bir tebessüm ile kumsaldasın, dalgalar bile kıyıya vurmuyor...
O huzur, o mutluluk, o sakin ve dingin lacivert gecedir seninle geçirdiğim her saniye.
Anlatabiliyor muyum?
Lacivert bir mutluluk bu ...
ve bu mutluluğun Lacivert'i sensin.
Thursday, 28 November 2013
Oyalanma.
Bana bir mucize gerek... En saf haliyle.
Kalbim kırılmadan, gözlerim dolmadan, olduğu gibi, yalansız, çıkarsız...
Öyle bir mucize olsun ki, dünümle gurur duysun, yarınımla hayal kursun.
"Gitmiyorum bir yere" desin, tutsun elimden sıkı sıkı; hiç bırakmamacasına...
İlk vasfı "adam" olmak olsun, gerisini boşverebileyim.
Ayağı sağlam bassın, kalbi harbi sevsin.
Benim mucizeye ihtiyacım var...
O mucizenin senin olmana ihtiyacım var.
Ya oyalama, ya oyalanma artık...
Kalbim kırılmadan, gözlerim dolmadan, olduğu gibi, yalansız, çıkarsız...
Öyle bir mucize olsun ki, dünümle gurur duysun, yarınımla hayal kursun.
"Gitmiyorum bir yere" desin, tutsun elimden sıkı sıkı; hiç bırakmamacasına...
İlk vasfı "adam" olmak olsun, gerisini boşverebileyim.
Ayağı sağlam bassın, kalbi harbi sevsin.
Benim mucizeye ihtiyacım var...
O mucizenin senin olmana ihtiyacım var.
Ya oyalama, ya oyalanma artık...
Tuesday, 19 November 2013
Ne fark var?
Birinin senden üstün olduğu kanısına nasıl varabilirsin ?
Sende iki tane de, onda altı tane mi göz?
Sen yürürken, o uçabiliyor mu?
Hayat dediğin şey bir koşu bantıdır.
Kimileri daha az gıcırdayan bir bantta seyrediyor hayatı, kimileri daha kötü.
Bir yerlere koşuyor gibi gelse de olduğu yerde sayıyor herkes. Kimileri hayaline koşuyor, kimileri kaçışta... ama herkes o bantta ve ilerlemeden koşuyor durmaksızın.
Anlamıyorum ki nedir insanların derdi. Geldik, gidiyoruz. Hayat bundan ibaret işte. Oksijeni aynı tüketiyorsun, aynı suyu içiyorsun, aynı dünyada yaşıyorsun ama bazıları bizden farklıymış. Benim iki kolum var, senin kaç tane?
Hayat birilerimize daha adil davranmış, hepsi bu. Çıkarır acısını yakında zaten.
Hepimiz öleceğiz, hepimizi toprağa gömecekler.
Senden benim ne farkım var?
Benden senin ne farkın var?
Sende iki tane de, onda altı tane mi göz?
Sen yürürken, o uçabiliyor mu?
Hayat dediğin şey bir koşu bantıdır.
Kimileri daha az gıcırdayan bir bantta seyrediyor hayatı, kimileri daha kötü.
Bir yerlere koşuyor gibi gelse de olduğu yerde sayıyor herkes. Kimileri hayaline koşuyor, kimileri kaçışta... ama herkes o bantta ve ilerlemeden koşuyor durmaksızın.
Anlamıyorum ki nedir insanların derdi. Geldik, gidiyoruz. Hayat bundan ibaret işte. Oksijeni aynı tüketiyorsun, aynı suyu içiyorsun, aynı dünyada yaşıyorsun ama bazıları bizden farklıymış. Benim iki kolum var, senin kaç tane?
Hayat birilerimize daha adil davranmış, hepsi bu. Çıkarır acısını yakında zaten.
Hepimiz öleceğiz, hepimizi toprağa gömecekler.
Senden benim ne farkım var?
Benden senin ne farkın var?
Thursday, 14 November 2013
O gün gelip de...
O gün gelir mi, yalnızca benim için serseri serseri gülümseyeceğin?
O gün gelir mi, yalnızca benim için o kapıdan gireceğin ve gözlerimin içine bakacağın?
Gözlerime bak ve susalım saatlerce...
Sen bana gülümse, ben sana şiirler yazayım destanlarca...
Sen yine dayanamaz espriler yapar, güldürürsün beni gerçi.
Ya ben dayanamayıp ellerimi ellerine dolarsam?
Ya görürlerse bakışını bana?
Ya o gün geldiğinde ayırırlarsa birbirine dolanmış ellerimizi?
Ya o gün gelip de bana "seni seviyorum" dersen...
ve ben gidemezsem...
...
Sen gel yeter ki ve gülümse bana.
Ben sana şiirler yazayım destanlarca.
Sonra sen güldür beni yine.
Sonra ben ellerine dolayayım ellerimi.
Sen yeter ki yalnızca bana gülümse serseri serseri...
O gün gelir mi, yalnızca benim için o kapıdan gireceğin ve gözlerimin içine bakacağın?
Gözlerime bak ve susalım saatlerce...
Sen bana gülümse, ben sana şiirler yazayım destanlarca...
Sen yine dayanamaz espriler yapar, güldürürsün beni gerçi.
Ya ben dayanamayıp ellerimi ellerine dolarsam?
Ya görürlerse bakışını bana?
Ya o gün geldiğinde ayırırlarsa birbirine dolanmış ellerimizi?
Ya o gün gelip de bana "seni seviyorum" dersen...
ve ben gidemezsem...
...
Sen gel yeter ki ve gülümse bana.
Ben sana şiirler yazayım destanlarca.
Sonra sen güldür beni yine.
Sonra ben ellerine dolayayım ellerimi.
Sen yeter ki yalnızca bana gülümse serseri serseri...
Monday, 11 November 2013
Beğenmiyorsan "GİT"
Evet, beğenmeyen gidiyor hayatta. Trip atmak olarak algılanmamalı bu. Herkes herşeyi tolere edecek diye bir kural yoktur.
Küçüklükten tanıyıp, sonra tavrını, fikrini kendime yakın bulmadığım ve bu sebeple görüşmediğim bir çok kişi var. Beğenmedim, gittim hayatlarından.
Johnny Depp filmini yalnızca Johnny Depp olduğu için sevemem, bir Johnny Depp filminden, filmin yarısında, sıkıldığım için gittim.
Bir çok ortama girdim, bir çok insan tanıdım, beğendiklerim yanımdadır, beğenmediklerimden gittim.
Diyeceğim o ki, kimse, insanın kendi kendine uydurduğu "kibarlık" veya "adet" gibi saçmalıklar yüzünden dayatmaları tolere etmek zorunda değil. Beğenmediğin ne varsa, bırak-gitsin.
Değiştirmeye çalışmak, ego tatmininden başka birşey değildir. Kişi önce kendini değiştirmeli. Beğenmediğin huylarını bırak gitsin, yenilerine yer açılsın.
10 Kasım'dı dün. 75 senedir her sene, aynı saatte çalan sireni, sanki hayatlarında ilk defa duyuyormuş gibi yapan insanlar gördük. Nasıl bir nefretse, hakaret üstüne hakaret duyduk. 09:05'de çalacak siren için "Çalmasın, uyuyoruz!" yazabilmek için sosyal medyaya, sabah 08:00'de kalkmış bu insanlar. O siren 175 sene de geçse çalacak. Eğer beğenmiyorsan, git.
Örnek vermek gerekirse, yukarıdaki örnekte bahsettiğim zihniyet ele geçirmiş ülkeyi. Beğenmedim, gidiyorum.
Küçüklükten tanıyıp, sonra tavrını, fikrini kendime yakın bulmadığım ve bu sebeple görüşmediğim bir çok kişi var. Beğenmedim, gittim hayatlarından.
Johnny Depp filmini yalnızca Johnny Depp olduğu için sevemem, bir Johnny Depp filminden, filmin yarısında, sıkıldığım için gittim.
Bir çok ortama girdim, bir çok insan tanıdım, beğendiklerim yanımdadır, beğenmediklerimden gittim.
Diyeceğim o ki, kimse, insanın kendi kendine uydurduğu "kibarlık" veya "adet" gibi saçmalıklar yüzünden dayatmaları tolere etmek zorunda değil. Beğenmediğin ne varsa, bırak-gitsin.
Değiştirmeye çalışmak, ego tatmininden başka birşey değildir. Kişi önce kendini değiştirmeli. Beğenmediğin huylarını bırak gitsin, yenilerine yer açılsın.
10 Kasım'dı dün. 75 senedir her sene, aynı saatte çalan sireni, sanki hayatlarında ilk defa duyuyormuş gibi yapan insanlar gördük. Nasıl bir nefretse, hakaret üstüne hakaret duyduk. 09:05'de çalacak siren için "Çalmasın, uyuyoruz!" yazabilmek için sosyal medyaya, sabah 08:00'de kalkmış bu insanlar. O siren 175 sene de geçse çalacak. Eğer beğenmiyorsan, git.
Örnek vermek gerekirse, yukarıdaki örnekte bahsettiğim zihniyet ele geçirmiş ülkeyi. Beğenmedim, gidiyorum.
Wednesday, 6 November 2013
Yetti be..!
Artık tahammülüm kalmadı insanlara. Kör gözleriyle herşeyi gördüklerini iddia etmelerine tahammül edemiyorum!
Tutmuşlar bir ilüzyonun ucundan, çeken çekene! Senin istediğin özgürlük değil arkadaş! Sen bildiğin köleliğin peşindesin! Senin inandığın saçmalıklar yüzünden, ben kendimi sansürleyemem.
Sana bir isim söylüyoruz, anana avradına yedi ceddine hakaret edilmiş tepkisi veriyorsun.
Sana tahammül ediyoruz, tepemize çıkıyorsun.
Sana teslim oluyoruz, hala ezikleri oynuyorsun.
Kendinle çelişiyor, bize suç atıyor, kendini işin içinden sıyırmaya çalışıp, tüyü dikiyorsun.
Senden, ondan, hepinizden ayrı ayrı hazetmiyorum. Ne haliniz varsa görün, ben gidiyorum!
Tutmuşlar bir ilüzyonun ucundan, çeken çekene! Senin istediğin özgürlük değil arkadaş! Sen bildiğin köleliğin peşindesin! Senin inandığın saçmalıklar yüzünden, ben kendimi sansürleyemem.
Sana bir isim söylüyoruz, anana avradına yedi ceddine hakaret edilmiş tepkisi veriyorsun.
Sana tahammül ediyoruz, tepemize çıkıyorsun.
Sana teslim oluyoruz, hala ezikleri oynuyorsun.
Kendinle çelişiyor, bize suç atıyor, kendini işin içinden sıyırmaya çalışıp, tüyü dikiyorsun.
Senden, ondan, hepinizden ayrı ayrı hazetmiyorum. Ne haliniz varsa görün, ben gidiyorum!
Subscribe to:
Posts (Atom)