Bir adam bana "sal gitsin" dedi bugün; salmaya yeltendim, ah!
Gittim, ahşap boyası ve anahtarlık aldım.
Eve geldim, zımparaladım önce, sonra beyaza boyadım anahtarlığı. Umudu hep beyazda ararız çünkü önce. Sonra renklerine ayırırız beyazı. Umudun tacıdır gökkuşağı.
Duygusal olarak yenen her kamçı derin derin yarıklar açmış olsa da bir survivor misali yaşamayı, onları kendi kendimize tedavi etmeyi, acıyan bir yanımızla yürümeyi öğrendik. Bugün o acılara, yenilgilere hoşçakal demeye, salmaya yeltendim...
Eteklerinde çiçekler açan dağların hayalini kurduk, kangrene dönmüş bir düzene direnmeyi öğrendik. Çocuklar var hayalimizde. Kırmızı uçan balonlarıyla yeşillikte koşan. Fotoğraf kamerasını silah zannetmeyen; ellerini teslim pozisyonunda kaldırmayan - kameraya gülücükler saçan çocuklar. Ayaklarında rengarenk ayakkabılar, evlerinde çeşit çeşit yemek, üzerlerine titreyen anne babalar...
Ağaçlar var hayalimizde. En genci 20 yıllık... Gölgesinde hatıralar, dallarında hayaller biriktirdiğimiz. Bir deniz var hayalin bir yerlerinde; sahiline ne çocuk, ne balık vurmayan ... Huzur dolu bir hayal bu.
Ancak ... Tek bir anne, evladı için "ölecek" korkusu yaşıyorsa bu hayaller imkansızlaşır. Tek bir çocuk, umutsuz uyanıyorsa sabaha, bu hayaller boşunadır ... Umut, korkudan daha güçlü olan tek duygudur. Hayallerin bir gün gerçekleşmesi umudu ile doldurdum tüm benliğimi ben de.
Duygusal olarak yaşanan her çöküntü bir değnekti insanlara. Fiziksel yorgunluklarını yasladılar değneklere ve devam ettiler koşmaya. Ne durup soluklanmaya vakit vardı, ne de düşenin matemini tutmaya. Akın vardı Güneş'e!
İşte bu yüzden ben salamıyorum ve gönderemiyorum kafamdakileri, kalbimdekileri. Soluklanmaya, durmaya vaktimiz yok; hakkımız yok. Biz bunu yaparken canı yanan onca insan varken, bu kadar kapalı kutu yaşama şansımız yok hiçbirşeyi. Çocukların yapamadığı ve bizim kolayca erişebildiğimiz herşey için mutsuzum.
***
Senden özür diliyorum çocuk.
Senin yaşadıklarını görmezden gelmeye çalıştığım, vaktimi bambaşka şeylere ayırdığım, hiç umursamıyormuş gibi göründüğüm için senden çok özür dilerim.
Ben bu fotoğrafı her gördüğümde ağlıyorum. Her canı yandığında senin yaşıtının benim kalbim ağrıyor.
Sana, yaşına bakmadan yükledikleri acılar yüzünden özür dilerim.
Hiç böyle bir hayatının olacağını hayal etmezdik, özür dilerim.
Sana bu korkuyu yaşatan herkesin aynı korkuyu tatmasını sağlayacağımıza emin ol.
Hangi ideoloji, hangi inanç, olursa olsun; senin gözlerinde biriken ve çeneni titreten bu korkunun açıklaması yoktur, olamaz.
Senin yaşadıklarını başka çocuklar yaşamasın diyedir bu müdacelemiz.
Seni seviyorum çocuk! Biliyorum fotoğraf eski ama ben sadece senden özür dilemiyorum ki ... Kim olursan ol, hangi ırktan, hani dinden, hangi renkten olursan ol, seni seviyorum çocuk! Beni affet ...