"Amaç" kavramı yalnızca bir ilüzyon gibi. İnsan olarak varoluş nedenimizi sorgulamaktaki tek sebep, kendimizi üstün yaratıklar olarak görmeye çalışma ve egomuzu tatmin edebilme dürtüsü.
Bir panda, mesela, doğar, yer-içer, ürer ve ölür. Bir insan için hayat neden farklı olmalı ki? Pandada ego yok çünkü.
Biz insanlar, kendimizce birşeyler uydurup, bunları "bilmemek ayıp" veya "edinmemek ayıp" kategorisine yerleştirip, yeni doğanlara dayatıyoruz. Ahlak gibi. Matematik gibi. Din gibi. Para gibi. Mülk gibi. Sonra, "herkesin bu hayatta bir amacı var" veya "herkesin bir amacı olmak zorunda" gibi türlü uyduruk kaydırık, ilüzyonu yaşamaya iten, emirler yüzünden insanlar salak saçma "amaçlar" arar oluyor. Derken, esasen yaptıklarının hiç bir boka yaramadığını anladığında (hayat kurtarma haricinde) (gerçi herkes birgün ölecek ama...) depresyon diye tabir edilen ve genel olarak toplumca yalan olduğu düşünülen hastalığa sürükleniyor insanlar.
Evrime inanan ve son günlerde Darwinciler olarak adlandırılan bizler de bu ilüzyon perdesinden muzdaripiz. Neden? Çünkü, gerçekler acıdır. Aga, doğduk, başımıza geleni çekiyoruz, öleceğiz. Hayatımızdaki tek amaç da üremek. Bu kadar ego, bu kadar "amaç" bilmem ne; hikaye.
Yani, ister dindar ol, ister agnostik, ister ateist, ister zıkkım-ist, ya da Cem Yılmaz'ın dediği gibi ister krem peynire tap, durumun ne olduğunu göremiyoruz.
Depresyonda falan da değilim. Yalnızca, sizin inandığınız zırvalar bana mantıklı gelmiyor.
İnsanoğlunun, bu kadar yarattığı felaketleri düşünerek, bu kadar verdiği zararları düşünerek; ne gibi bir amacı olabilir ki? Dünya'yı yok etmekse amaç, doğru bir cinsiz. Ha, ama illa bir pozitif amaç düşlüyorsak, kusura bakmayın, bana zırvadır onlar.
Hadi yakşamlar.
Wednesday, 23 October 2013
Saturday, 19 October 2013
Masa lambası...
Yorgunluktan uyuyamamanın ne demek olduğunu, üzüntüden ağlayamadığımda anladım.
Bir masa lambası, tek bir masa lambası, gözlerimi doldurdu; fotoğraftaki.
Göğsüm daraldı, duvarlar üzerime yıkıldı sanki.
"Evim" artık benim değil. Artık bir evim yok.
Yabancı olduğum bu dört duvar buz gibi... Bana ait olan tek şey, iki parça eşya ve aynaya baktığımda hala burada görmeye alışamadığım ben.
Sokağa çıktığımda bildiğim yolları yürüyorum, turist gibi.
Sevgili bile istemiyorum, çünkü aklımda hala aynı şey var; nasılsa döneceğim, iki günlük sevgiliyi ne yapayım. Sonra hatırlıyorum ki artık dönüş yok. Bu yine de sevgili istemek için iyi bir sebep değil benim için, zira eğer sevgilim olursa, burada kalmayı kabullendim demektir... ve ben teslim olursam, sonum olur.
Yalnızlıkla değil, hasretle uğraşıyorum. İçimi kemiriyor, her sabah kalktığımda odamı görememek.
Camdan baktığımda, misafirliğe gelmiş gibiyim, turist gözüyle etrafı izliyorum.
Dönsem ne yapacağım?
Para... Lanet olasıca para.
Anlaşılan bazılarımıza hasret hiç bitmeyecek...
Üzüntümü anlayamazsınız. Yaşamayan anlayamaz. Empati bile kuramazsınız, benzerini yaşamadıysanız.
Dedim ya, yorgunluktan uyuyamamanın ne demek olduğunu, üzüntüden ağlayamadığımda anladım.
Bir masa lambası, tek bir masa lambası, gözlerimi doldurdu; fotoğraftaki.
Göğsüm daraldı, duvarlar üzerime yıkıldı sanki.
"Evim" artık benim değil. Artık bir evim yok.
Yabancı olduğum bu dört duvar buz gibi... Bana ait olan tek şey, iki parça eşya ve aynaya baktığımda hala burada görmeye alışamadığım ben.
Sokağa çıktığımda bildiğim yolları yürüyorum, turist gibi.
Sevgili bile istemiyorum, çünkü aklımda hala aynı şey var; nasılsa döneceğim, iki günlük sevgiliyi ne yapayım. Sonra hatırlıyorum ki artık dönüş yok. Bu yine de sevgili istemek için iyi bir sebep değil benim için, zira eğer sevgilim olursa, burada kalmayı kabullendim demektir... ve ben teslim olursam, sonum olur.
Yalnızlıkla değil, hasretle uğraşıyorum. İçimi kemiriyor, her sabah kalktığımda odamı görememek.
Camdan baktığımda, misafirliğe gelmiş gibiyim, turist gözüyle etrafı izliyorum.
Dönsem ne yapacağım?
Para... Lanet olasıca para.
Anlaşılan bazılarımıza hasret hiç bitmeyecek...
Üzüntümü anlayamazsınız. Yaşamayan anlayamaz. Empati bile kuramazsınız, benzerini yaşamadıysanız.
Dedim ya, yorgunluktan uyuyamamanın ne demek olduğunu, üzüntüden ağlayamadığımda anladım.
Wednesday, 16 October 2013
Komünist olmanın esas sebebi..
Bir işçi neden komünist olur, biliyor musun?
Ay sonunda cebine girecek paradan ona bir kaç paket sigara parası kaldığı için. Hayatı boyunca elde edebileceği tek lüksü odur. Bir kaç paket sigara. Halbuki alın teriyle kazandığı parası, karşılığını tamamiyle almadığı şeylere gider. Doğalgaz çok gelmesin diye üşür evinde; faturasına gider parası.
Haftada bir kez yıkanırlar ki su parası gelmesin; o fatura yine çok gelir.
Çocuğu varsa şayet, birşeyler ister, ihtiyacı vardır; çocuğa gider para.
Karısı vardır, yemek pişirecektir; pazara gider para.
Saatlerce çalışır, uyumadan uyumaya kullandığı evin kirasına gider para.
İşe gitmek için bindiği otobüse gider para.
Hastalanmaya korkarlar ailecek, çünkü tedaviye, ilaca para mı dayanır?
Kapitalist sistemde yaşıyorsan eğer, ölümün bile masraftır.
Gel de devrim isteme..!
Ay sonunda cebine girecek paradan ona bir kaç paket sigara parası kaldığı için. Hayatı boyunca elde edebileceği tek lüksü odur. Bir kaç paket sigara. Halbuki alın teriyle kazandığı parası, karşılığını tamamiyle almadığı şeylere gider. Doğalgaz çok gelmesin diye üşür evinde; faturasına gider parası.
Haftada bir kez yıkanırlar ki su parası gelmesin; o fatura yine çok gelir.
Çocuğu varsa şayet, birşeyler ister, ihtiyacı vardır; çocuğa gider para.
Karısı vardır, yemek pişirecektir; pazara gider para.
Saatlerce çalışır, uyumadan uyumaya kullandığı evin kirasına gider para.
İşe gitmek için bindiği otobüse gider para.
Hastalanmaya korkarlar ailecek, çünkü tedaviye, ilaca para mı dayanır?
Kapitalist sistemde yaşıyorsan eğer, ölümün bile masraftır.
Gel de devrim isteme..!
Wednesday, 9 October 2013
Uyanış!
Kışın ortasında, her an kar yağacak umudu taşımaktır, yaşamak.
Her an o sabırsız bekleyiş ve hüzün, hiddet, sıkıntı... her dakika kar yağmadığında.
Sonra bir sabah uyandığında, sonunda her yer bembeyazdır.
Şen, şakrak, mutlu, neşeli ve zafer kazanmışçasına dimdik dışarı çıkar, kar topu oynarsın.
Sen mutlu olurken, evi olmayan kimselerin donarak öldüğü haberleri yayınlanır.
Bazı hayvanlar da keza soğukla mücadele edememiştir.
Dışarı çıkmak bir zor zanaate dönüşmüştür artık, soğuktan.
Her gün trafik kazasında onlarca kişi yaralanıyordur.
Tüm bunlar yaşanırken, duysan da görsen de sana okadar uzaktır ki.
Çünkü yaşamak öyle birşey, anlık mutluluklar önemlidir sadece.
Sen küçük bir kardanadam yaptın,
ve karla ilgili hayallerini gerçekleştirdin, böylece.
Yanlış anlaşılmayayım, otur her dakika şükret demiyorum.
Bu kadar ben odaklı olmamalı insan, yalnızca.
Umutsuzluğun ortasında, her an Berkin Elvan uyanacak umudu taşı sen,
O uyanırsa, hiç bir felaket yaşanmaz, mesela.
En büyük hüznün 7 canımızın ölümü olsun,
En büyük hiddet, O canlarımıza kıyanlara...
Tek sıkıntın, yardım edememek,
Tek sabırsızlığın, devrimi beklemek..!
_______________________________________________________________________
Hala, gözleri kapalı hayatı sürmeye çalışan şoförlere,
Hala, bizi yargılayanlara,
Hala, bizi vuranlara,
Hala, canımızı yakanlara yazdım bunları.
...ve tabii ki, kıydıkları canlarımıza...
Monday, 7 October 2013
Denize ...
Buz gibi bir havada, martıların şarkısı...
Dalgalar kaldırım taşlarını yıkarken, hem kaçamak, hem pırıl pırıl parlayan güneş ışığı ve çok uzaklarda kapkara bulutlar.
İşte böyle bir sabah, üşümüş ellerim, incecik bir kabanın ceplerini yumru yumru sıkıştırmıştı, sanki sıcaklığı, bırakırsa kaçacaklar gibi.
Tekne yanaştı sahile. Binsen bir türlü, binmesen bir türlü.
O yaklaşıncaya kadar, bulutlar geldi üzerimize. Yağmur şakır şakır yağar... Teknenin ucu bir aşağı, bir yukarı... "Ölürdüm, düşseydim eğer..."
Belki bir kaç saat sonra, güneş yine pırıl pırıl tepede. Bulutlar gitmiş. Yağmurun kokusu kalmış geriye.
Hava buz gibi, deniz dalgalı. Soğuktan titreyen ellerimde sigara ve aklımda tek bir düşünce; "Ölürdüm, düşseydim eğer..."
Dalgalar kaldırımları yıkıyor. Rüzgar hiç sakinleşmedi, ama şimdi denizin rengi yeşil-mavi...
Turkuaz güzelliğine aşık olduğum denize bakakaldım.
Aklımdan geçen tek düşünce şuydu o anda; "Ölürdüm, düşseydim eğer... Sana kızamazdım bile, ölseydim eğer... O kadar güzelsin ki..!"
Friday, 27 September 2013
Tuncel abiye...
Sonu olmayan bir matemde herkes...
Bitmiyor ölüm, karanlık, kara... "Etme!"
Yıldız kaymadı, GÜNEŞ battı bu kez...
Umutsuz kaldım.
Canım dağlandı, yeter!
Hergün bir başka kara haber...
Evimde bir matem havası...
ve göğsüm sıkıştı...
Nefessiz kaldım.
Her GÜNEŞ batıyor ne de olsa,
Gün son bulduğunda...
Gece yağıyor üstüme üstüme,
Güneşsiz kaldım...
"Herkes ölür yeğen!
Kimi toprağa gömülür,
Kimi yüreğe..!"T.K.
Yılmaz abiye selam söyle bizden!
Mekanın O'nun yanı olsun büyük insan!
Kalbimize gömdük seni, bilesin!
Saturday, 31 August 2013
Tears and smiles...
It's been how long? I'm still expecting to wake up in my "old" room.
Films are not helping.
Rain certainly doesn't help either.
I'm homesick and I don't know how to get over this...
By all means, "friends", feel free to come in to my life at any time!
This weigh on my chest again, keep getting heavier.
Trying to convince myself that the life will be better...
How can it not? This house is prettier!
Got a garden that has cats and kittens in it!
Even pink roses and god knows how many more flowers!
It's usually sunny outside! Everyone is cheerful to be neighbours!
But it's not my home... Not my flowers, not my room, not my neighbours.
Outside I feel strange to what I see.
Inside I feel like in a deep, endless hole, pulling me in more and more everyday.
After everything I've went through and I've achieved,
I've ended up in this shit-hole again.
Helpless tears and kindness smiles...
All over again.
Oh I wish I could've stayed..!
Films are not helping.
Rain certainly doesn't help either.
I'm homesick and I don't know how to get over this...
By all means, "friends", feel free to come in to my life at any time!
This weigh on my chest again, keep getting heavier.
Trying to convince myself that the life will be better...
How can it not? This house is prettier!
Got a garden that has cats and kittens in it!
Even pink roses and god knows how many more flowers!
It's usually sunny outside! Everyone is cheerful to be neighbours!
But it's not my home... Not my flowers, not my room, not my neighbours.
Outside I feel strange to what I see.
Inside I feel like in a deep, endless hole, pulling me in more and more everyday.
After everything I've went through and I've achieved,
I've ended up in this shit-hole again.
Helpless tears and kindness smiles...
All over again.
Oh I wish I could've stayed..!
Subscribe to:
Posts (Atom)


