Friday, 27 September 2013

Tuncel abiye...




Sonu olmayan bir matemde herkes...
Bitmiyor ölüm, karanlık, kara... "Etme!"
Yıldız kaymadı, GÜNEŞ battı bu kez...
Umutsuz kaldım.

Canım dağlandı, yeter!
Hergün bir başka kara haber...
Evimde bir matem havası...
  ve göğsüm sıkıştı...
Nefessiz kaldım.

Her GÜNEŞ batıyor ne de olsa, 
Gün son bulduğunda...
Gece yağıyor üstüme üstüme,
Güneşsiz kaldım...

"Herkes ölür yeğen! 
  Kimi toprağa gömülür, 
    Kimi yüreğe..!"T.K.

Yılmaz abiye selam söyle bizden! 
Mekanın O'nun yanı olsun büyük insan! 
Kalbimize gömdük seni, bilesin!

Saturday, 31 August 2013

Tears and smiles...

It's been how long? I'm still expecting to wake up in my "old" room.
Films are not helping.
Rain certainly doesn't help either.
I'm homesick and I don't know how to get over this...

By all means, "friends", feel free to come in to my life at any time!

This weigh on my chest again, keep getting heavier.
Trying to convince myself that the life will be better...
How can it not? This house is prettier!
Got a garden that has cats and kittens in it!
Even pink roses and god knows how many more flowers!
It's usually sunny outside! Everyone is cheerful to be neighbours!
But it's not my home... Not my flowers, not my room, not my neighbours.
Outside I feel strange to what I see.
Inside I feel like in a deep, endless hole, pulling me in more and more everyday.
After everything I've went through and I've achieved,
I've ended up in this shit-hole again.

Helpless tears and kindness smiles...
All over again.

Oh I wish I could've stayed..!

Thursday, 30 May 2013

Bencillik çiiieeeekkk!

Hayat bazen beni çok yoruyor... 
Kalbim kırık, başım eğik, sahipsiz bir köle gibiyim bu günlerde. Nereye gitsem bir fazlalıkmışım hissi...
Nefes almam bir hata, sanki duvarlar üstüme üstüme geliyor, boğuluyorum. 

Alıngan ruh halim, sıkkın canım, it muamelesi gördüğüm yegane insan ve ben, bavulları sırtlandık gidiyoruz... 

Kendimi Cem Karaca şarkısının ithaf edildiği kişi gibi hissediyorum. Cehenneme doğru yola çıktık, gidiyoruz. 

Mutsuzum. Umut Sarıkaya'ya rakip oldum hatta. Mutsuzum arkadaşım. Ülke çalkalanırken, kendi derdime düşecek kadar bencil bir insana dönüştüm; çünkü mutsuzum. Politik değil mutsuzluğum, şahsi-manevi ve sonu -i ilen biten bi kaç şey daha işte. İşin özü şu: birileri kalbimi kırıyor...
 

Wednesday, 8 May 2013

Artık vedalar... Hoşçakal yalnızlıklar!




















Heyecanım hissetmeme engel oluyor, 
Aklımda korku hakimken, kalbim hızla vuruyor! 
Ne ilk olacak, ne de son, umarım...
Tek söyleyebileceğim "bu kız yine taşınıyor"! 


İngiltere'den ayrılırken hatıralarla dolu olacak bavulum... 

Ne ilkler yaşadım, ne sonlar, ne umutlar, ne hüsran...
Yine de genelde mutluyum, çünkü ne gözyaşlarımı unuturum, 
Ne az daha gecenin karanlığında sokaklarda kalışımı, bir an. 

Çok şeyler olacak bavulumda, kıyafetlerimin yanında!
Çok şeyler öğretti bana bu şehir, insanlar, yaşanılanlar!
Yepyeni bir sayfayla "merhaba" diyerek bineceğim o uçağa;
Bu kez tek gidiş alınan biletim çantamda!

Dönüyorum, ey ahali! Duymayana iletile!
Bu kez bambaşka bir "ben" geliyor O şehire!
Tekrar tanışırsak, beni mutlu edersiniz...
Yada gitmek isterseniz, siz bilirsiniz. 

Sekiz seneye çok şeyler sığdırdım. 
Şimdi artık veda vaktidir. 
13 Haziran'a bilet aldım, 
Artık vedalar... Hoşçakal yalnızlıklar!

Bir iki insanımız var, gerisi boş.
Bir iki sevenimiz var, gerisi boş.
Gelirseniz başımızın üstüne,
Yeriniz hazır olacak evimizde!

O bir iki kişi bilir kendini, 
               Teşekkür ederiz sevginize!
Geriye kalanlara artık vedalar var!
               Hoşçakal yalnızlıklar!


Wednesday, 13 February 2013

Unutmak.

Artık eskisi kadar Berrak değil sahneler aklımda. Ne kadar düşünsem de hatırlayamıyorum hayatımın önemli kişilerinin, yitip gidenlerin, neye benzediklerini, gülüşlerini, dövüşlerini...
Unuttum sandığım bir anda, izlediğim bir bölümle canım acıdı tekrar. Eski bir diziydi halbuki. Çocukken izledim hep. İzlerdik hep...
Hatırlıyorum diziyi, de yaşananları unutmuşum. Hala hatırlamıyorum benim canımı ne bu kadar yakıyor, tek bildiğim şey ağlıyorum ve ağladıkça daha fazla ağlamak istiyorum.
Canımı acıtan birşey var ve ben çözemiyorum nedir o.
Dizideki aile kadar geniş ve mutlu bir ailem olmadığı mı? O dizideki çocuklar kadar sevilmediğim mi? Dayak mı? Nedir canımı bu kadar yakan şey?

Bir yanım hep acıyacak mı böyle hatırlayamadığım hatıralar yüzünden?

Beni ne kurtarır? Zaman belli ki ilacı olmamış hiçbirşeyin.
Neden ağlıyorum bunları yazarken? Hatta direkt neden ağladığımı irdelemeli.
Ben neden çok sinirli bir insanım? Neden hep savunmaya yelteniyorum kendimi? Neden o duvarlarımı indirmemiyorum aşağıya? Neden güvenemiyorum kimseye?

Neden ağlıyorum ben hala?

Thursday, 17 January 2013

Yarım kalmış bir hikaye...

Yıkık dökük bir düzen bu. Haksız, adil olmayan bir düzen bu. Sen pembe toz bulutlu hayallere daldığında, gerçekle kafa tasını kıran bir düzen bu.
Ciğerine oturur derler, bazı acılar; ciğerime oturdu. Ne kadar küfür varsa, hepsini sıralıyorum teker teker!

Saturday, 5 January 2013

Kolay birisi değilim.

Ben kolay birisi değilim geçinmeye.
Arkadaş olmaya, kabul etmeye...
Kolay birisi değilim, boyun eğmeye...
veya kendimi ifade etmeye.
Zordur anlaşmak benimle.
Hani gurur duyduğumdan değil de...
Nefret ettiğimden anlatıyorum.
Belki değişir diye...
Ufacık bir hareketlenme görürsem
   Rakip takımda;
Defansa geçerim saniyeler içinde.
Baktım ki orta sahadan geliyor akın akın,
Duvar örerim hemen, içimde...
Zordur birine güvenebilmem...
Ama çok kolay silerim, anında.
Çok seyrektir sildiklerimi düşünmem...
Ama yoklukları dokunmaz bana.
Herkesin hayata bakışı,
Herkesin hayatının akışı farklı tabii.
Benim hayatım bana rahat,
Bana güzel, bana ait.
Ne kimse beni ilgilendirir,
Ne kimseyi benim hayatım.
"Umursamıyorum" ayakları bayattır,
Onu demiyorum.
Benim dediğim kolay birisi değilim,
En iyisi sen kendi rahatına bak.
Boşver sen beni.
Ne gereği var şimdi hayatıma gireceksin,
Sonra gideceksin falan.
Kendi takıntım bana batsın bir tek.
Her günümü gülerek geçireyim,
                                                 yeter.