Thursday, 30 May 2013

Bencillik çiiieeeekkk!

Hayat bazen beni çok yoruyor... 
Kalbim kırık, başım eğik, sahipsiz bir köle gibiyim bu günlerde. Nereye gitsem bir fazlalıkmışım hissi...
Nefes almam bir hata, sanki duvarlar üstüme üstüme geliyor, boğuluyorum. 

Alıngan ruh halim, sıkkın canım, it muamelesi gördüğüm yegane insan ve ben, bavulları sırtlandık gidiyoruz... 

Kendimi Cem Karaca şarkısının ithaf edildiği kişi gibi hissediyorum. Cehenneme doğru yola çıktık, gidiyoruz. 

Mutsuzum. Umut Sarıkaya'ya rakip oldum hatta. Mutsuzum arkadaşım. Ülke çalkalanırken, kendi derdime düşecek kadar bencil bir insana dönüştüm; çünkü mutsuzum. Politik değil mutsuzluğum, şahsi-manevi ve sonu -i ilen biten bi kaç şey daha işte. İşin özü şu: birileri kalbimi kırıyor...
 

Wednesday, 8 May 2013

Artık vedalar... Hoşçakal yalnızlıklar!




















Heyecanım hissetmeme engel oluyor, 
Aklımda korku hakimken, kalbim hızla vuruyor! 
Ne ilk olacak, ne de son, umarım...
Tek söyleyebileceğim "bu kız yine taşınıyor"! 


İngiltere'den ayrılırken hatıralarla dolu olacak bavulum... 

Ne ilkler yaşadım, ne sonlar, ne umutlar, ne hüsran...
Yine de genelde mutluyum, çünkü ne gözyaşlarımı unuturum, 
Ne az daha gecenin karanlığında sokaklarda kalışımı, bir an. 

Çok şeyler olacak bavulumda, kıyafetlerimin yanında!
Çok şeyler öğretti bana bu şehir, insanlar, yaşanılanlar!
Yepyeni bir sayfayla "merhaba" diyerek bineceğim o uçağa;
Bu kez tek gidiş alınan biletim çantamda!

Dönüyorum, ey ahali! Duymayana iletile!
Bu kez bambaşka bir "ben" geliyor O şehire!
Tekrar tanışırsak, beni mutlu edersiniz...
Yada gitmek isterseniz, siz bilirsiniz. 

Sekiz seneye çok şeyler sığdırdım. 
Şimdi artık veda vaktidir. 
13 Haziran'a bilet aldım, 
Artık vedalar... Hoşçakal yalnızlıklar!

Bir iki insanımız var, gerisi boş.
Bir iki sevenimiz var, gerisi boş.
Gelirseniz başımızın üstüne,
Yeriniz hazır olacak evimizde!

O bir iki kişi bilir kendini, 
               Teşekkür ederiz sevginize!
Geriye kalanlara artık vedalar var!
               Hoşçakal yalnızlıklar!


Wednesday, 13 February 2013

Unutmak.

Artık eskisi kadar Berrak değil sahneler aklımda. Ne kadar düşünsem de hatırlayamıyorum hayatımın önemli kişilerinin, yitip gidenlerin, neye benzediklerini, gülüşlerini, dövüşlerini...
Unuttum sandığım bir anda, izlediğim bir bölümle canım acıdı tekrar. Eski bir diziydi halbuki. Çocukken izledim hep. İzlerdik hep...
Hatırlıyorum diziyi, de yaşananları unutmuşum. Hala hatırlamıyorum benim canımı ne bu kadar yakıyor, tek bildiğim şey ağlıyorum ve ağladıkça daha fazla ağlamak istiyorum.
Canımı acıtan birşey var ve ben çözemiyorum nedir o.
Dizideki aile kadar geniş ve mutlu bir ailem olmadığı mı? O dizideki çocuklar kadar sevilmediğim mi? Dayak mı? Nedir canımı bu kadar yakan şey?

Bir yanım hep acıyacak mı böyle hatırlayamadığım hatıralar yüzünden?

Beni ne kurtarır? Zaman belli ki ilacı olmamış hiçbirşeyin.
Neden ağlıyorum bunları yazarken? Hatta direkt neden ağladığımı irdelemeli.
Ben neden çok sinirli bir insanım? Neden hep savunmaya yelteniyorum kendimi? Neden o duvarlarımı indirmemiyorum aşağıya? Neden güvenemiyorum kimseye?

Neden ağlıyorum ben hala?

Thursday, 17 January 2013

Yarım kalmış bir hikaye...

Yıkık dökük bir düzen bu. Haksız, adil olmayan bir düzen bu. Sen pembe toz bulutlu hayallere daldığında, gerçekle kafa tasını kıran bir düzen bu.
Ciğerine oturur derler, bazı acılar; ciğerime oturdu. Ne kadar küfür varsa, hepsini sıralıyorum teker teker!

Saturday, 5 January 2013

Kolay birisi değilim.

Ben kolay birisi değilim geçinmeye.
Arkadaş olmaya, kabul etmeye...
Kolay birisi değilim, boyun eğmeye...
veya kendimi ifade etmeye.
Zordur anlaşmak benimle.
Hani gurur duyduğumdan değil de...
Nefret ettiğimden anlatıyorum.
Belki değişir diye...
Ufacık bir hareketlenme görürsem
   Rakip takımda;
Defansa geçerim saniyeler içinde.
Baktım ki orta sahadan geliyor akın akın,
Duvar örerim hemen, içimde...
Zordur birine güvenebilmem...
Ama çok kolay silerim, anında.
Çok seyrektir sildiklerimi düşünmem...
Ama yoklukları dokunmaz bana.
Herkesin hayata bakışı,
Herkesin hayatının akışı farklı tabii.
Benim hayatım bana rahat,
Bana güzel, bana ait.
Ne kimse beni ilgilendirir,
Ne kimseyi benim hayatım.
"Umursamıyorum" ayakları bayattır,
Onu demiyorum.
Benim dediğim kolay birisi değilim,
En iyisi sen kendi rahatına bak.
Boşver sen beni.
Ne gereği var şimdi hayatıma gireceksin,
Sonra gideceksin falan.
Kendi takıntım bana batsın bir tek.
Her günümü gülerek geçireyim,
                                                 yeter.


Monday, 24 December 2012

Başaramadıklarım.

Beynim zonkluyor düşündükçe başaramadıklarımı... Migren ne kötü şeymiş! Bak başardığım yegane şeylerden biri migren hastası olmak. Sonra yalnız kalmak var sırada. Sonra aşksızlık. Sonra tutamadığım sözler; kendime ve başkalarına. Sonra umutsuzluk. Bunlar büyük başarılar...

Bir de başaramadıklarım var. Çok çalışıp, en düşük puanı aldığım dersler gibi. Hedeflerim gibi. Hayallerim gibi. Mutluluk gibi...

Merak ediyorum, herşeyi başarmış insan mutlu olur mu? Yetinir mi elindekilerle? Yoksa daha fazlasını mı talep eder, herkes gibi? Herşey başarılabilir mi?

Merak ediyorum, seçme şansım olsaydı eğer, yine aynı yoldan mı giderdim? Bu kez neleri değiştirirdim? Herşey aynı kalırdı bence. Böyle böyle olgunlaşıyor insan ne de olsa... Aldığın her darbe, bir saç telini kırlaştırıyor, bir çizik çıkartıyor yüzünde, bir seviye fazla titrettiyor ellerini ve en son darbe ininceye dek bükülüyor boynun yavaş yavaş... O darbe inmeden hemen önce bir bakmışsın, elinde kalan üç beş mutlu hatıra ve "başaramadıkların" sana sadık dost kalmışlar, onlara yastık misali başını yaslayıp uyur olmuşsun... çünkü artık çok geçtir birşeyler için...

Umutları olmadan yaşayabilir mi bir insan?




Friday, 21 December 2012

Deniz yağıyor.

Yanıma gel.
Ellerimden tut...
Sıkıca.
Tut ki düşmeyeyim yalanlara...
Karanlığa.
Birlikte izleyelim yaşananları...
Değişen insanları...
Hayatı.
Birileri öldü.
Birileri dondu.
Birileri yolundan döndü...
Birileri yok oldu...
Güneş doğdu.
Bugün anladım ki,
Bulut olmuş bizimki..
Yağmur yerine Deniz yağıyor.