ve
Tuesday, 6 March 2012
O şarkılar ***
"Hangi kafayla yazılmış, nasıl bir psikolojiyle okunmuş?" sorularını yönelttiğim şarkıların bazılarının listesi bölüm üç - saygılar, sevgiler.
O şarkılar **
"Hangi kafayla yazılmış, nasıl bir psikolojiyle okunmuş?" sorularını yönelttiğim şarkıların bazılarının listesi bölüm iki - vıcır gitarlı şarkılar.
Monday, 5 March 2012
O şarkılar *
"Hangi kafayla yazılmış, nasıl bir psikolojiyle okunmuş?" sorularını yönelttiğim şarkıların bazılarının listesini yapma ihtiyacı duydum. Nedeni yok.
Saturday, 25 February 2012
Rerörerö maddesi*
-Suçlamaları dinledin, diyecek birşeyin var mı?
-Diyecek birşeyim yok. Kendimi haklı çıkartacak birşeyim de kalmadı. Beni bana anlattınız ya, aklımdaki tek cümle "öleyim ben ozaman"şuan ve cehennemde çürümeyi hakettiğime kanaat getirdim. Aslında herşey okadar anlattığınız gibi değil ki... Siz anlatınca tam bir vatan haini oldum kendi gözümde. Halbuki niyetler iyiydi başlangıçta. Herşey toz pembe, herkes gaza gelmiş, "ya allah" diye bağırmadığımız kalmıştı; hani örgütüm ve ben. A-aa! Şaşırdım şimdi, örgüt olduğumuzu bilmiyor muydunuz? Ben, keyfim, kahyası, şahsen, kendim. Beş kişiyiz biz. Keyfim örgütler günlük vatan hainliklerini. Kahyası iletir örgütün geri kalanına. Şahsen, ben ve kendim üçümüz planlanan protestoları gerçekleştiririz. İşte, yeri gelir müzik dinleriz, yeri gelir film izleriz, yeri gelir kitap okuruz. Uzun yıllar önce bir toplantı yaptık örgüt evinde, bizim. Kararlaştırdığımız üzere "bizden bir bok olmaz" ve "olmayacak" felsefesine sadık kalarak gerçekleştiriyoruz yıllardır vatan hainliklerini. En büyük hainliğimiz karikatür okumak ve gülmektir. Evet, artık köprüyemi asarsınız, meydanamı bağlarsınız, bilemem ama karikatür komikse gülüyoruz. Çok utanıyorum şuan ama bazen biz resim sergilerine gidiyoruz. - Bazen fotoğraf çekiyoruz (Kalabalıktan ayıplayan gözler ve durumu aşağılayan mırıltılar yükselmektedir). Hakim bey, itiraf ediyorum "evet, ben sosyal bir insan olmak için çok çabaladım"!
-Bunun suçu ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Biliyorsun değil mi?
-Biliyorum... ama madem giriyorum içeri, herşeyi söyleyeyim dedim.
-Peki ya internet?
-İnternete karşıyım ben. (Bağırışlar yükseliyordur kalabalık izleyiciden artık)
-Yaz kızım, gereği düşünüldü. Anayasanın bilmemne maddesi, bilmemne bendi, zıkkım fıkrası, hedehödö satırı, rerörerö harfi gereğince şahsın, örgüt kurmak ve yönetmek, vatan hainliği ve en kötüsü internete karşı olan anarşistliği sebebiyle ağırlaştırılmış müebbet hapsine ...
-Durun!
-N'oluyor?
-Bu yazı Türkçe!
-Evet, okuyoruz herhalde! Ne diye kesiyorsun lafımı? Sen kimsin?
-Ben yazarın kafasındaki ses!
-Ne istiyorsun?
-Yav arkadaşım, yazı Türkçe. Yukarıda saydığın maddeler Türkiye Anayasasında yer alıyor.
-Eee?
-Eeesi, Türkiye'de internet zaten ha yasaklandı ha yasaklanacak. Böyle saçma yazı mı olur?
-Aa.. Doğru lan. Dur değiştirelim.
...
-Bunun suçu ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Biliyorsun değil mi?
-Biliyorum... ama madem giriyorum içeri, herşeyi söyleyeyim dedim.
-Peki ya internet?
-İnternetsiz hayata karşıyım ben. (Bağırışlar yükseliyordur kalabalık izleyiciden artık)
-Yaz kızım, gereği düşünüldü. Anayasanın bilmemne maddesi, bilmemne bendi, zıkkım fıkrası, hedehödö satırı, rerörerö harfi gereğince şahsın, örgüt kurmak ve yönetmek, vatan hainliği ve en kötüsü internetsiz hayata karşı olan anarşistliği sebebiyle ağırlaştırılmış müebbet hapsine ...
-Heh şimdi oldu.
-Kesmesene lafımı!
-Sus be, ben söylüyorum, sen playback yapıyorsun zaten!
-Tamam da...
-Sus, biber sürerim ağzına bak! Deniz, sen de bir toparlan kızım artık, git dışarı bir sosyalleş falan... İnternetle nereye kadar!
İmza: Kafamın içindeki ses.
Dipnot: Kafayı yiyorum sanırım.
-Diyecek birşeyim yok. Kendimi haklı çıkartacak birşeyim de kalmadı. Beni bana anlattınız ya, aklımdaki tek cümle "öleyim ben ozaman"şuan ve cehennemde çürümeyi hakettiğime kanaat getirdim. Aslında herşey okadar anlattığınız gibi değil ki... Siz anlatınca tam bir vatan haini oldum kendi gözümde. Halbuki niyetler iyiydi başlangıçta. Herşey toz pembe, herkes gaza gelmiş, "ya allah" diye bağırmadığımız kalmıştı; hani örgütüm ve ben. A-aa! Şaşırdım şimdi, örgüt olduğumuzu bilmiyor muydunuz? Ben, keyfim, kahyası, şahsen, kendim. Beş kişiyiz biz. Keyfim örgütler günlük vatan hainliklerini. Kahyası iletir örgütün geri kalanına. Şahsen, ben ve kendim üçümüz planlanan protestoları gerçekleştiririz. İşte, yeri gelir müzik dinleriz, yeri gelir film izleriz, yeri gelir kitap okuruz. Uzun yıllar önce bir toplantı yaptık örgüt evinde, bizim. Kararlaştırdığımız üzere "bizden bir bok olmaz" ve "olmayacak" felsefesine sadık kalarak gerçekleştiriyoruz yıllardır vatan hainliklerini. En büyük hainliğimiz karikatür okumak ve gülmektir. Evet, artık köprüyemi asarsınız, meydanamı bağlarsınız, bilemem ama karikatür komikse gülüyoruz. Çok utanıyorum şuan ama bazen biz resim sergilerine gidiyoruz. - Bazen fotoğraf çekiyoruz (Kalabalıktan ayıplayan gözler ve durumu aşağılayan mırıltılar yükselmektedir). Hakim bey, itiraf ediyorum "evet, ben sosyal bir insan olmak için çok çabaladım"!
-Bunun suçu ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Biliyorsun değil mi?
-Biliyorum... ama madem giriyorum içeri, herşeyi söyleyeyim dedim.
-Peki ya internet?
-İnternete karşıyım ben. (Bağırışlar yükseliyordur kalabalık izleyiciden artık)
-Yaz kızım, gereği düşünüldü. Anayasanın bilmemne maddesi, bilmemne bendi, zıkkım fıkrası, hedehödö satırı, rerörerö harfi gereğince şahsın, örgüt kurmak ve yönetmek, vatan hainliği ve en kötüsü internete karşı olan anarşistliği sebebiyle ağırlaştırılmış müebbet hapsine ...
-Durun!
-N'oluyor?
-Bu yazı Türkçe!
-Evet, okuyoruz herhalde! Ne diye kesiyorsun lafımı? Sen kimsin?
-Ben yazarın kafasındaki ses!
-Ne istiyorsun?
-Yav arkadaşım, yazı Türkçe. Yukarıda saydığın maddeler Türkiye Anayasasında yer alıyor.
-Eee?
-Eeesi, Türkiye'de internet zaten ha yasaklandı ha yasaklanacak. Böyle saçma yazı mı olur?
-Aa.. Doğru lan. Dur değiştirelim.
...
-Bunun suçu ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Biliyorsun değil mi?
-Biliyorum... ama madem giriyorum içeri, herşeyi söyleyeyim dedim.
-Peki ya internet?
-İnternetsiz hayata karşıyım ben. (Bağırışlar yükseliyordur kalabalık izleyiciden artık)
-Yaz kızım, gereği düşünüldü. Anayasanın bilmemne maddesi, bilmemne bendi, zıkkım fıkrası, hedehödö satırı, rerörerö harfi gereğince şahsın, örgüt kurmak ve yönetmek, vatan hainliği ve en kötüsü internetsiz hayata karşı olan anarşistliği sebebiyle ağırlaştırılmış müebbet hapsine ...
-Heh şimdi oldu.
-Kesmesene lafımı!
-Sus be, ben söylüyorum, sen playback yapıyorsun zaten!
-Tamam da...
-Sus, biber sürerim ağzına bak! Deniz, sen de bir toparlan kızım artık, git dışarı bir sosyalleş falan... İnternetle nereye kadar!
İmza: Kafamın içindeki ses.
Dipnot: Kafayı yiyorum sanırım.
Thursday, 23 February 2012
Yeni*lik.
Bugün dünün aynısı olursa, isyanım olacak hayatıma...
Bugün dünün aynısı olursa, ölüm dilerim şahsıma.
Bugün dünün aynısı olursa, nefes alamam birdaha...
Bugün dünün aynısı olursa, umrumda olmaz dünya.
Bugün dünün aynısı olursa, kıyamet kopacak hayatımda.
Bugün dünün aynısı olursa, ne gereği var sanki, yaşama!
Bugün dünün aynısı olursa, uykuya dalacağım, sonsuza...
Bugün dünün aynısı olursa, çare yok utancıma.
Bugün dünün aynısı olursa bir hata, gideceğim başkalıklara.
Bugün dünün aynısı olursa şayet, durmayacağım buralarda.
Bugün dünün aynıysa eğer, doğmasın güneş, olmasın geceler kara...
Bugün dünün aynısı olursa; bütün bu yazılarım yok sayıla.
Bugün dünün aynısı olursa, sen giderken su döken bulunur mu?
Bugün dünün aynısı olursa, senin ardından yas tutulur mu?
Bugün dünün aynısı olursa, yatacak yerin olur mu?
Bugün dünün aynısı olursa, ...
Hergünü ayrıcalıklı yaşamadıktan sonra...
Nefes alsan oksijen israfıdır; varlığın yara.
Bugün dünün aynısı olmasın...

_____________________________________________________
Evet, bugün dünün aynısı olmasın. Artık geçmişi geri getirmeye çalışmasın insanlar. Yeni bir felsefe lazım devam etmek için, artık. Kötünün iyisini seçmek zorunda kalmayalım artık. Yenilik şart, yenilik gerekli, yenilenmektir ihtiyaç duyulan.
Yukarıda 17 kez tekrar ettiğim gibi bugün, dünün aynısı olmasın.
Bugün dünün aynısı olursa, ölüm dilerim şahsıma.
Bugün dünün aynısı olursa, nefes alamam birdaha...
Bugün dünün aynısı olursa, umrumda olmaz dünya.
Bugün dünün aynısı olursa, kıyamet kopacak hayatımda.
Bugün dünün aynısı olursa, ne gereği var sanki, yaşama!
Bugün dünün aynısı olursa, uykuya dalacağım, sonsuza...
Bugün dünün aynısı olursa, çare yok utancıma.
Bugün dünün aynısı olursa bir hata, gideceğim başkalıklara.
Bugün dünün aynısı olursa şayet, durmayacağım buralarda.
Bugün dünün aynıysa eğer, doğmasın güneş, olmasın geceler kara...
Bugün dünün aynısı olursa; bütün bu yazılarım yok sayıla.
Bugün dünün aynısı olursa, sen giderken su döken bulunur mu?
Bugün dünün aynısı olursa, senin ardından yas tutulur mu?
Bugün dünün aynısı olursa, yatacak yerin olur mu?
Bugün dünün aynısı olursa, ...
Hergünü ayrıcalıklı yaşamadıktan sonra...
Nefes alsan oksijen israfıdır; varlığın yara.
Bugün dünün aynısı olmasın...

_____________________________________________________
Evet, bugün dünün aynısı olmasın. Artık geçmişi geri getirmeye çalışmasın insanlar. Yeni bir felsefe lazım devam etmek için, artık. Kötünün iyisini seçmek zorunda kalmayalım artık. Yenilik şart, yenilik gerekli, yenilenmektir ihtiyaç duyulan.
Yukarıda 17 kez tekrar ettiğim gibi bugün, dünün aynısı olmasın.
Sunday, 19 February 2012
Politika boktur, ama bilgisi olmayan yoktur.
Siyasi fikir iyidir. Politik bilgi güzeldir. Bir tarafa ait olmak, yalnızlığı azaltır. Hoştur.
Şöyle bir gerçek var yalnız; siyasetin, siyasetle para kazanmayanlar harici kimseye bir yararı yoktur. Neden mi?
- Sağ-sol ayrımının, yukarıdakiler harici kimseye bir fayda sağlamadığı aşikardır.
- Sağcı veya solcu, çıkar gözetmeden taraf tutan kimsenin 80'leri, fiziki olarak sağlam atlatmadığı da aşikardır.
- Yine sağcı veya solcu şahısların, elde ettiği tek zafer, en fazla tarafı olunan partinin iktidar oluşudur.
- Komünist veya sosyalist bir devrim gerçekleşememiştir...
- Hala bugün, sosyalizmin gelişi umudunu koruyan herkesin şikayet ettiği dindar iktidar, "ılımlı islam" başlığı altında ülkeyi, bariz örnek olan İran'a döndürmeye başlamıştır ve buna ramen, hiç bir "güç" buna karşı koyamıyordur.
- Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her bir köşesi bir fiil işgal edilmiştir.
- Solcu devrime kalkışıp eline silah alanların yarısından fazlası öldürülmüş, geri kalanları insanlık dışı işkencelerden geçirilmiştir.
- Bugün, kafası çalışan herhangi bir sağ veya sol görüşlü kişi, ülkeyi terketmektedir.
- Halk, iki tarafı da destekler gözüküp, iki tarafı da "bir koli erzak" için satmıştır.
- Bugün en sağ ve en sol gözüken iki partinin ne halt yediği belli değildir.
- Bugün en sağcı ve en solcu gözüken kişiler, özeleştiri yapmaktadır.
- Hayat bugün, dünden 3 adım öndedir ve iki tarafın fikirlerinin de son kullanma tarihi geçmek üzeredir. Yenilenme şarttır ve yeniliğe ne kadar açık oldukları tartışılır.
Bence politik bilgi iyidir, hoştur... fakat boştur. Zira bugününü değiştirmek için kıçını kaldırmayan hiç kimsenin geleceği değiştirmek için adım atacağına inanmıyorum.
Haksız olduğumu düşünecek okadar çok kişi tanıyorum ki... En yakınımdan en uzağıma kadar ... Fakat yukarıda sıraladıklarımı inkar edemez hiç kimse.
Yakındır ayıkmak... Size güzel bir film repliği ile veda ediyorum; "kaçabilirsiniz ama saklanamazsınız" ...
Friday, 17 February 2012
Love songs*
I wonder what have happened to good music... Not because I love the hatred shows towards the little kid who sings a song that is made of one word "baby"... but because I really do wonder. My mother is over 50, so her generation has enjoyed the good music. I am over 20 and I have enjoyed some good music. The kids today... I just feel so sorry for them.
My mother's generation had:
My generation had:
and unfortunately new generation has:
...and I feel so sorry for you guys...
Subscribe to:
Posts (Atom)