"Sorma neden niçin, herşey yalnızlıktan, bak güzel bir gün ölmek için" derim ben bu geceye...
Saat 00.15 ve aslında bugün cumartesi. Ben dünde kaldım.
Hipnozla enjekte edilmiş bir monotonluktur ki, sorma gitsin.. Uyuşukluk... Tembellik.. Aynılık.. Tekrarlılık... Bir yorgunluk ki, sorma gitsin... Hangi tır, ne ara, nerede, niçin üzerimden geçmiş, hala çözmekle meşgulum.
Bugün aslında yarın ve ben dünü yaşıyorum bugünmüş gibi.
Yarın aslında 15 dakika önce bugün oldu; bana saatlerce uzak... Bugün güzel, bugün huzurlu, bugün mutluyum yok yere..
Bugün farkettim, ben kabarık kelimesinin İngilizcesini bilmiyorum. Aslında biliyorum. Bilmemezlikten geliyorum.
Demin hatırladım, ben bi adamı seviyordum. Hala seviyor da olaöbilirim ama sevmemezlikten geliyorum.
Odam dağınık. Görmemezlikten gelmek (Y)
Haykırıyorum ama duymamazlıktan geliniyorum ne hikmetse. Karşılığı bu mudur?
Kim takar yeşil ojelerimi, kırmızı saat kayışımı, kahverengi göz kalemimi, kırmızı rujumu yakışmasa?
Transta gibiyim. Bilgisayarımda kamera var. Mikrofonu çalışıyor. Görüntü yok. Olacak iş mi?
Birisi döksün şu kültablasını, ağzına kadar dolu! Olacak iş mi?
Birisi alsın şu kadehi gözümün önünden. Şişe boş. Kadeh boş. Allah aşkına soruyorum, olacak iş mi!
Damarımı kesip tekrar mı içsem alkolü? Dolaşıyor aylak aylak içimde.. Olacak iş mi...
Seviyorum yine, yeni, yeniden... Olmasın artık.. Artık olmasın.
Kırık sağım solum, un ufak oldum, neyim kaldı sanki, ne kaldı geriye "ben"den? Neremle seviyorum sorarım sana. Çöz bunu, bul!
Arkadaşlarım oldu beni seven, yine, yeni yeniden..
Yeni mumlar aldım. Biri çam, diğeri tarçın kokulu... Biri yeşil, biri kırmızı. Hani bunun sarısı?
Melek olacaktım bugün, okadar masum olmadığıma karar verdim, boşverdim.
Yine kafiye üretiyorum, yazıveriyorum ardı ardına. Rap mi yapsam? Düşündüğüm şeye bak, olacak iş mi?
"Hadi Deniz, üşenme de kalk yat, bugün artık dün oldu." diyor ben bana. Henüz ilk şişe, otur oturduğun yerde. Yatılır mı şimdi? Olacak iş mi?
Ritme bırakıyorum kendimi. Ne güzel böğürüyor amcam değil mi!
Şimdi damarıma işliyor, kalbimi yokluyor metal... "Uzun zaman demir noksanlığı çekmem" diyor ben bana, gülüyor utanmadan bu salak espriye ve ekliyor "iyi geceler olsun artık Deniz bir sonraki cümlen. Yat artık, yorgunum ben!"
Parmaklarımla savaşıyoruz, yatsam mı hakikaten?
Mesaj geldi, acaba kimden?
O değil yine, yeni, yeniden...
Peki ozaman, yatar ben..
Bugün, dün olsun şimdiden...